Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

Varlık Felsefesi-8 | Edmund Husserl: Fenomenoloji; Düşünce: Her Türlü Buyruğu Daha En Başından Yok Eden Buyruk!

Büşra Erbil Siyaset Bilimi Uzmanı Edmund Husserl, modern felsefenin önemli akımlarından biri olan “Fenomenoloji”nin kurucusu olarak bilinir. Fenomenoloji, “öz”e ulaşma çabası güder ve felsefenin temellerini doğrudan fenomenlerden hareketle incelemeyi önerir. Husserl’in “şeylere dönmek” (Zurück zu den Sachen selbst!) çağrısı, felsefenin yalnızca kuramlara değil, doğrudan deneyimlenen fenomenlere yönelmesi gerektiğini savunur. Bu yöntem, 19. yüzyılın “öze” dair bilginin mümkün olmadığını öne süren …

Devamını Oku

Avrupa’daki Gurbetçiler İle Anavatan Türkiye’de Yaşayan İnsanimizin Arasındaki Var Olan Gerilim Üzerine Değerlendirmeler – 1

Dr. Bedri ŞAHİN – Almanya/NRW. Hepimizin bildiği üzere 1961 yılında Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya arasında işçi gönderilmesi konusunda anlaşma yapılmıştı. Her iki devletin kendi ulusal çıkarları açısından bu ikili anlaşmaya ihtiyacı vardı ve dönemin şartlarında/konjoktüründe her iki devlet bu durumdan memnun kalmıştır. Başlangıçta Türkiye’den özellikle/öncelikle Almanya’ya giden vatandaşlarımızın yanı sıra zamanla diğer Avrupa ülkelerine, kuzey ülkelerine de işgücü göçü olmuştur. …

Devamını Oku

Varlık Felsefesi-7 | Karl Marx, Diyalektik Materyalizm: Her Tez Kendi İçinde Anti Tezini Barındırır

Büşra ErbilSiyaset Bilimi Uzmanı “Dia” ve “légein” sözcüklerinin birleşimi olan “dialégein” fiili, kelime anlamıyla “okuma yoluyla/yardımıyla bir şeyi ayırt etmek, sınıflandırmak” anlamına gelir. Bu, daha önceden tartışılmış olan konuların “iyi” ve “kötü” diye sınıflandırılmasını veya test edilebilir biçimde seçilmesini ifade eden bir eylem olarak kullanılmıştır. Zamanla, “dia-légein” kelimesi argümanların ayrımını yapmak, yani doğru argümanları yanlış olanlardan ayırmak anlamında mecazi bir …

Devamını Oku

Sürdürülebilir Kalkınmanın Türkiye Politikalarına Yansıması

Yasir Demiren Siyaset Bilimi Uzmanı Sürdürülebilir kalkınma kavramı, ilk olarak 1972 yılında Roma Kulübü’nün yayımladığı “Büyümenin Sınırları” raporuyla temellendirilmiştir. Bu rapor, tükenebilir doğal kaynakların sürdürülemez tüketim eğilimleri sonucunda hızla tükeneceğini öngörmüş ve bu doğrultuda sürdürülebilir kalkınma ihtiyacına dikkat çekmiştir (Connelly, Smith, Benson, and Saunders, 2012).  Aynı yıl düzenlenen Stockholm Konferansı’nda bu rapor, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının temelini oluşturmuş ve bu kavram …

Devamını Oku

Küreselleşmenin Ulus Devletler Üzerindeki Etkisi

Oğuz Taner Hacıfazlıoğlu Uluslararası İlişkiler Uzmanı Ulus kavramı,  siyaset bilimi literatüründe iki şekilde tanımlanmaktadır. Bu tanımlar: Kültürel olarak uluslar ve siyasal olarak uluslar şeklindedir. Hemen belirtelim ki, kültürel olarak uluslar; geçmişte ortak kültürel bağlara sahip olan ve buna bağlı olarak ortak bir amaç etrafından birleşen insan topluluklarıdır. Kültürel olarak uluslarda, dil, gelenek ve görenek vb. aidiyet unsurları, bu bağlılıkların temelini …

Devamını Oku

İsmail Gaspıralı’nın Türk Milliyetçiliği Anlayışı

Ahmet Doğanses POLSAM Başkanı İsmail Gaspıralı, 21 Mart 1851’de Kırım’da bulunan Avcıköy’de doğmuştur. Rus resmi kurallarına göre babasından kendisine aktarılmış olan soyluluk ünvanı nedeniyle, babasının Gaspıra köyünde doğduğunu belirten “Gasprinski” adıyla anılmaktadır. Bu isim, Türkçe’ye “Gaspıralı” olarak çevrilmektedir (Akpınar, 2005a: 16-17). Bu sebeple Türkçe’de İsmail Gaspıralı ya da Gaspıralı İsmal Bey adları kullanmaktadır. İsmail Gaspıralı; büyük bir fikir insanı olmasının …

Devamını Oku

Teknofeodalizm Nedir?

Umut Bağdadioğlu Araştırmacı, umutbagdadioglu@hotmail.com Teknofeodalizm, dijital çağın en çarpıcı ve tartışmalı sosyal ve ekonomik dönüşümlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kavram büyük teknoloji şirketlerinin ekonomik ve siyasi güçlerinin giderek merkezileşmesi ve bu güçlerin, geleneksel feodal sistemlere benzer bir şekilde, bireylerin ve toplulukların hayatını şekillendirme biçimini ifade eder. Dijital platformlar üzerinden gerçekleşen veri toplama, analiz ve kullanım süreçleri, bireylerin bu platformlara …

Devamını Oku

Varlık Felsefesi Serisi – 6 | J. Habermas – ”İnsan, doğası gereği toplumsal bir varlıktır.”

Büşra Erbil Siyaset Bilimi Uzmanı Habermas pozitivizmi de eleştirir ve bilginin araçsallaştırılmasına yol açtığını, olguları nesneleştirerek insan ve doğa üzerinde egemenlik kurduğunu iddia eder. Pozitivizmin bu yönü, bilimin ve aklın toplumsal amaçlardan sapmasına neden olur. Habermas’a göre, bu eleştiriler doğrultusunda sosyal bilimler için daha kapsamlı bir yöntem geliştirilmelidir. Frankfurt Okulu’nun eleştirel teorisi ve hermeneutik geleneğinden yararlanan Habermas, sosyal bilimlerde daha …

Devamını Oku

Varlık Felsefesi Serisi – 5 | Martin Heidegger: Noksanlık; Birbirine Ait Olanın Henüz Bir Arada Olamayışı

Büşra Erbil Siyaset Bilimi Uzmanı Martin Heidegger (1889-1976), 20. yüzyıl düşüncesine en fazla etkide bulunan filozoflardan biridir. Heidegger, doğa filozoflarının varlığı dolaysız ve önsel bir biçimde kavradıklarını ileri sürmüştür. Oysa Platon’la birlikte varlığın bu dolaysız ve önsel kavranışı, metafiziğin etkisiyle ortadan kalkmış ve böylece Platon, Batı metafiziğinin de başlatıcısı olmuştur. Bu durumla birlikte felsefe, metafiziğin varlığı açıkladığı bir tarihi boyuta …

Devamını Oku

Varlık Felsefesi Serisi – 4 | Hegel: Minerva’nın Baykuşu Kanatlarını Açıyor Sadece Alacakaranlığın Çökmesiyle

Büşra Erbil Siyaset Bilimi Uzmanı Hegel felsefesinde diyalektik, tez, antitez ve sentez şeklinde ilerleyen bir süreç olarak tanımlanır. Bu süreç, bilincin öz bilince ulaşması, tarihte tinin kendini gerçekleştirmesi ve özgürleşmesi gibi önemli olguları kapsar. Hegel’in diyalektiğinde önemli bir nokta, sentezin tez ve antitezi de kendi içinde barındırmasıdır. Bu diyalektik süreçte, varlığın ilkesi olan tin çeşitli uğraklardan veya momentlerden geçer ve …

Devamını Oku