
Yunus Emre DADALI
Araştırmacı
Günümüzde insan hakları ihlalleri sürekli artmakta ve uluslararası boyutta hukuksuzluk baş göstermektedir. Dünyanın her yerinde terör eylemleri devam etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, uzun yıllardır olduğu gibi günümüzde de terör eylemleriyle anılmayı sürdürmekte ve bunun yanı sıra Sudan, Hindistan ve Çin de halkın bir bölümüne ( Müslüman yoğunlukta) ağır baskılar uygulamaktadır. Çin tarafından Sincan Uygur bölgesinde Türk Müslümanlara yönelik ağır insan hakları ihlali bulunurken, Sudan’da Birleşik Arap Emirlikleri desteğiyle HDK ( Hızlı Destek Kuvvetleri) sivil halkı öldürmektedir. Hindistan’da ise bazı kesimler tarafından Müslüman olduğu gerekçesi ile devlet ve halkın bir kısmı tarafında ötekileşme ve şiddet görebilmektedir. İsrail, masum insanların ölümüne yol açan eylemlerini “meşru müdafaa” olarak nitelendirmekte ve bu tutumuyla günümüz terörizmine öncülük eden ülkeler arasında yer almaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu çıkarları doğrultusunda uyuşturucu ticareti suçlamasıyla tutuklaması (petrol rezervlerine el koyma amacıyla), Donald Trump’ın İran’daki iç karışıklıklara müdahale edileceğine yönelik açıklamaları (protestoların ortaya çıkmasındaki CIA ve MOSAD müdahaleleri hariç tutulduğunda) ve Grönland konusunda Danimarka üzerinde kurduğu baskı, ABD’nin ilerleyen süreçte yeni bir küresel düzen kurma niyetinde olduğu şeklinde yorumlanabilir. İsrail’in ve Amerika’nın bu davranışları diğeri dünya ülkelerine yapılan bir tehdit olduğu kadar Türkiye’yi de tehdit etmektedir.
Diğer taraftan Suriye’deki Amerika ve Avrupa tarafından desteklenen YPG ve SDG’ nin terör eylemleri Suriye’nin ulusal güvenlik sorunu olduğu kadar Türkiye’nin de ulusal güvenlik sorunudur. Bu terör grupları PKK’ nın Suriye uzantılarıdır. Uluslararası toplumun bu gelişmelere sessiz kalması, tehlikenin boyutunu artırmakta ve gelecekte diğer ülkelerin de ABD’nin öngörülemez savaş politikalarından etkilenebileceğini göstermektedir. İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin insan hakları ve uluslararası hukuka aykırı uygulamaları karşısında, tüm ülkelerin gerekli önlemleri alması gerekmektedir.
Türkiye’nin bu küresel gelişmeler karşısında aldığı en önemli önlemlerden biri savunma sanayine yaptığı yatırımlardır. Günümüzde güç unsuru, doğrudan savunma sanayi kapasitesiyle ilişkilendirilmektedir.
2000’li yıllarda büyük ölçüde ithalata dayalı bir savunma sanayi anlayışı hâkimken, günümüzde yerli ve millî üretim odaklı bir modele geçilmiştir. Bu dönüşüm sürecinde, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın belirlediği uzun vadeli hedefler ile kamu-özel sektör iş birliği belirleyici olmuştur. Bu süreçte niceliksel bir büyümeden ziyade niteliksel bir gelişim yaşanmıştır.2005 yılında yalnızca 250 milyon dolar düzeyinde bulunan savunma sanayi ihracatı, 2024 yılına gelindiğinde 7,15 milyar dolara çıkarak yaklaşık 29 kat artış göstermiştir. ASELSAN, ROKETSAN, MKE, TUSAŞ ve BAYKAR gibi kurumların AR-GE ve üretim faaliyetleri, Türkiye’de savunma sanayinin gelişimine öncülük etmiş ve gayrisafi yurt içi hasılaya önemli katkılar sağlamıştır. Bu bağlamda savunma sanayi, yalnızca askerî bir alan olmaktan çıkarak ulusal kalkınma ve sanayi politikalarının stratejik bir unsuru hâline gelmiştir.
Söz konusu kurumların gelişimi, ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlamış ve diğer sektörlerin ilerlemesine de olumlu etkilerde bulunmuştur. Türkiye’de ve çevre bölgelerde terör eylemlerinin büyük ölçüde azalması ve Türkiye’nin Orta Doğu’da daha etkin bir aktör hâline gelmesi, savunma sanayinde yaşanan bu gelişmelerle yakından ilişkilidir. Savunma sanayindeki ilerlemeye yönelik politikaların, kısa ve uzun vadede ülkeye yüksek düzeyde katkı sunması beklenmektedir.
Kaynakça
Ahıshalı, M. M. (2026, 12 Ocak). 5 soruda, İran’da neler oluyor? Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/5-soruda-iranda-neler-oluyor/3796833
Eröz, İ. (2025). Türkiye’deki savunma harcamalarının ekonomik büyümeye etkisi (MBA araştırma projesi). SAHA Akademi.
Savunma Sanayii Başkanlığı. (2023). Savunma sanayii faaliyet raporu 2022. T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı.
Savunma Sanayii Başkanlığı. (2024). Türkiye savunma sanayii sektörel görünüm raporu. T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı.
Yılmaz, S., & Yorulmaz, M (2023). The effects of Turkish defense industry’s transformation on Turkish foreign policy. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 12(1)
POLSAM | POLİTİK STRATEJİLER ARAŞTIRMA MERKEZİ