MODERN MİTOLOJİLER: ATHENA’DAN INFLUENCER’A KADININ AKILLI VE GÜÇLÜ TEMSİLİ

Ceyda YILMAZ

Balıkesir Üniversitesi, Uluslararası Ticaret Bölümü

Bazen kendimi geri çektiğimi fark ediyorum. Konuşmak istemediğimden değil; sadece bazı anlarda susmanın daha kolay olduğunu hissediyorum. Fikirlerim aklımdan geçiyor ama hepsini paylaşmaktan imtina ediyorum. Çünkü hâlâ bazı yerlerde “fazla bilen”, “fazla konuşan” ya da “fazla güçlü” olmanın kadınlar için mesafeyle yaklaşıldığını görüyorum.

Çocukken zekâmla gurur duyardım; bildiklerimi paylaşmak beni mutlu ederdi. Şimdi bazen, o zekânın çevremde görünmeyen bir duvar ördüğünü hissediyorum. Sanki güçlü olmanın getirdiği yalnızlık da var yanında.

Athena’yı düşündüm geçenlerde. Babasından doğan, savaşçı, akıllı ve stratejik tanrıça… Mitolojinin en güçlü figürlerinden biri. Ama hiç duygusu yoktu. Anneliği yoktu. Aşkı yoktu. Zekâsı, onu tanrı yaptı; ama insan yapmadı.

Bugünün kadınlarına bakınca benzer bir çelişki görüyorum. Kadınlar artık daha görünür, daha güçlü, daha başarılı. Ama bu görünürlüğün arkasında hâlâ bir “uyum zorunluluğu” var: fazla akıllıysan yumuşak olmalısın, çok güçlüyse duygularını göstermemelisin. Athena gibi olmak hâlâ makbul ama yalnızca bir müze vitrininde sergilenen tanrıça kadar erişilmez kalırsan…

Modern mitolojilerimiz artık Instagram’da, YouTube’da, konferans sahnelerinde yazılıyor. Influencer’lar, CEO’lar, akademisyenler… Zekâsı ve yetkinliğiyle öne çıkan kadınlara artık isim koyabiliyoruz. Ama onları gerçek bir özne olarak görebiliyor muyuz?

Akıllı Kadın = Tehlikeli Kadın Mı?

Mitoloji, kadınların gücünü ya kutsal ya da tehditkâr biçimde sunar. Pandora’nın kutusu, Medusa’nın bakışı, Lilith’in itaatsizliği… Zekâ ve irade gösteren her kadın figürü, kontrol edilemez ve yıkıcı sonuçlar doğuracak bir tehdit olarak kurgulanır. Athena, bu döngünün dışında gibi görünse de, onun zekâsı tamamen “erkek düzenine hizmet eden” bir kurgudur. Çünkü Athena, tanrıçalar arasında tek başına ayakta duran değil, babasının tarafında olan; “anaerkil değil ataerkil” bir kadındır. Tıpkı Hz. Meryem gibi kutsaldır; ancak bu kutsallık dokunulmazlıkla birlikte gelir. Çünkü kadın güçlü olacaksa, ya cezalandırılmalı ya da yüceltilerek yalnızlaştırılmalıdır.

Simone de Beauvoir’ın dediği gibi, “Kadın, erkek tarafından tanımlanır ve ‘öteki’ olarak konumlandırılır.” Athena güçlüdür, ama bu gücüyle bile erkeklerin alanında kabul görmek için duygusuzlaştırılmıştır. Onun zekâsı, sadece sistemin işine yaradığı sürece değerlidir.

Modern Zekâ: Algoritmik Tanrıçalar

Bugün artık tanrıçalar gökten inmiyor; ekranlardan parlıyor. Influencer kültürü, kadınlara yeni bir güç alanı açtı: görünürlük, ses, estetik kontrol, kendi hikâyesini anlatma hakkı. Ama bu özgürlük, gerçekten özgürlük mü? Yoksa algoritmaların şekillendirdiği yeni bir mitin içinde mi sıkışıyoruz?

Bugünün Athena’ları, TED konuşmalarında zekâsını, Instagram’da stilini, Linkedin’de liderliğini pazarlıyor. Ama hâlâ duygularını, kırılganlıklarını göstermekten çekiniyor. Çünkü kadın zekâsı, “fazla olursa” hâlâ rahatsız edici. Sosyal medyada güçlü kadın ya “idol” yapılıyor ya da “fazla erkeksi” bulunup dışlanıyor. Zekânın bile “şirin” paketlenmesi bekleniyor. Sosyolog ve kadın çalışmaları alanında akademisyen Zeynep Sayın’ın ifadesiyle, kadın bedeni artık sadece görünmekle değil, doğru biçimde görünmekle anlam kazanıyor. Zekâ da bu pakete dahil: Güçlü ol, ama sempatik kal. Bilgili ol, ama “havalı” da ol. Yoksa izlenmezsin, çağrılmazsın, takip edilmezsin.

Yeni Mit, Aynı Gölge

Mitolojiler değişiyor, ama gölgeleri kalıyor. Athena’dan bugüne gelen temsil zincirinde kadın hâlâ ya idealize ediliyor ya da denetleniyor. Ya “güçlü kadın” diye övülüyor ya da “fazla sert” bulunuyor. Ama hiçbir zaman olduğu haliyle, duygusuyla, çelişkileriyle kabul edilmiyor.

Bugünün Athena’ları kendini çok iyi ifade edebiliyor. Ama bazen sanki başkalarının onayına göre konuşuyor. Kendi zekâsının değil, algının kontrolü altında. Bu da bizi şu soruyla baş başa bırakıyor:

Zekâmızı geliştirdik, başarıya ulaştık, görünür olduk. Ama hâlâ özne miyiz?
Yoksa sadece daha cilalı bir mitin içinde, daha stratejik bir biçimde mi konumlandık?

Sonuç: Athena Biziz, Ama Eksik

Athena gibi düşünmeyi öğreniyoruz, kendi alanlarımızı yaratıyoruz. Ama hâlâ duygularımızı, insani yönlerimizi dışarıda bırakmak zorunda hissediyoruz. Çünkü güçlü kadının hikâyesi hâlâ eksik yazılıyor: kadının sadece aklıyla değil, kalbiyle de var olabildiği bir yer hâlâ yaratılmadı.

Modern mitolojiler artık bizim elimizde. Belki de yeni bir tanrıça yaratma zamanı gelmiştir: hem zeki hem duygusal, hem güçlü hem de kırılgan olan… yani nihayetinde insan olan bir kadın.

Yazar Ceyda Yılmaz

Diğer Yazımız

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GEÇMİŞTEN BUGÜNE GELİŞİMİ

Sema Suzan BAŞARAN  İskenderun Teknik Üniversitesi, Ekonomi ve Finans Bölümü Türkiye ekonomisi sosyal, ekonomik ve …