ÇEVRE KONTROLLÜ SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDA ÜRETİMİNDE: DİKEY TARIM VE TÜRKİYE

Prof. Dr. Aslıhan NAKİBOĞLU
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi

Sürdürülebilir tarımsal geleceğin en önemli unsurlarından biri olan toprak; enerji kullanımı, su kaynaklarının tüketimi, sanayileşme sonucu oluşan kirlilik ve iklimsel problemler nedeniyle her geçen gün daha fazla risk altına girmektedir. Tarımsal toprak alanları; bilinçsiz gübre kullanımı, biyolojik çeşitlilik kaybı, mülkiyet sorunları ve arazi parçalanmaları gibi çeşitli olumsuz faktörlerin baskısı altında bulunmaktadır.

İnsanoğlunun temel yaşam kaynaklarından biri olan suyun kalitesi ise doğrudan ve dolaylı kanalizasyon atıkları, ağır metaller, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde kullanılan gübreler ile tarım ilaçlarının olumsuz etkileri ve iklim değişikliğine bağlı sorunlar nedeniyle giderek düşmektedir. Bu durum ekolojik sistemlerde ciddi problemlere yol açmakta ve insan sağlığını tehdit etmektedir. İnsan yaşamı için kritik öneme sahip olan suyun kullanılabilirliğinde yaşanan azalma hem doğal ekosistem hem de toplum sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturmaktadır.

Sanayileşme de küresel enerji gereksinimini karşılamak amacıyla hâlen fosil yakıtlara dayalı üretim ve tüketim yapısı içerisinde faaliyet göstermektedir. Sera gazlarının azaltılması için gerekli kurumsal yaptırımların yeterince uygulanamaması, dünya genelindeki canlı ekosistemi için önemli tehditler oluşturmaktadır. Bu durumun devam etmesi hâlinde farklı boyutlarda yeni sorunların ortaya çıkacağı öngörülmektedir.

Tarım sektörü genel olarak değerlendirildiğinde; kırsaldan kente artan göç, genç neslin geçim kaynağı olarak tarımsal faaliyetleri daha az tercih etmesi, tarım işçilerinin sayısının azalması, tarımsal girdilerdeki maliyet artışları ve tarım sektörünün yeterince desteklenmemesi gibi nedenlerle verimlilik olumsuz yönde etkilenmektedir. Buna karşılık küresel nüfusun hızla artması, tarım ürünlerine olan talebi önemli ölçüde artırmıştır. Bu çerçevede tarım sektörü, gelişmiş teknolojik imkânlardan yararlanmasına rağmen güvenli ve sürdürülebilir gıda temini konusunda çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Günümüzde dünya nüfusunun büyük bir bölümünün şehirlerde yoğunlaşması, tarımın şehir merkezli bir yaklaşımla yeniden ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Su, toprak, hava ve enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması ve insan faaliyetlerinden kaynaklanan çevresel sorunların azaltılması amacıyla yeni üretim yöntemleri geliştirilmiştir. Bu bağlamda çok katlı ve katmanlı dikey tarım uygulamaları ile toprak yerine su ve hava temelli üretime dayanan hidroponik, akuaponik ve aeroponik tarım teknikleri literatürde önemli bir yer edinmiştir.

Kontrollü Ortam Tarımı, akıllı ve sürdürülebilir tarım uygulamaları arasında yer alan modern bir üretim yöntemidir. Bu yöntemde üretim alanları dış çevresel faktörlerden tamamen izole edilmiş koşullarda oluşturulmaktadır. Üretim alanları HEPA filtreleri, UV ışınları ve ozon sistemleri aracılığıyla sterilize edilmekte ve böylece dışsal kirleticilerin girişine engel olunmaktadır.

Bu sistem geleneksel tarım yöntemlerine kıyasla yaklaşık %95 oranında su tasarrufu sağlamakta, %98’e kadar atık azalımı sunmakta ve pestisit ile herbisit gibi kimyasal tarım ilaçlarının kullanımını ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca mevsimsel dalgalanmalara, olumsuz iklim koşullarına ve küresel krizlere karşı üretimin kesintisiz şekilde sürdürülebilmesine imkân tanımaktadır. Bu teknik sayesinde yılın 365 günü üretim ve hasat yapılabilmektedir.

Türkiye de gelişmekte olan bir ülke olarak tarım sektöründe benzer sorunlarla karşı karşıyadır. Bu nedenle dikey tarım çiftliklerinin pilot bölgelerde kurulması ve zamanla ülke geneline yaygınlaştırılması önem taşımaktadır. Özellikle şehirleşme sorunlarının yoğun olduğu bölgelerde dikey tarım sistemlerinin kurulması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından önemli bir fırsat sunmaktadır.

1. Dikey Tarım Nedir?

Dikey tarımın kökenleri, Antik Dünyanın Yedi Harikasından biri olarak kabul edilen Babil’in Asma Bahçeleri’ne kadar uzanmaktadır. Modern anlamda dikey tarım fikri ise 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır.

1909 yılında Life dergisinde yayımlanan bir karikatürde kırsal bir arka plan üzerinde üst üste yerleştirilmiş evlerden oluşan bir gökdelen tasviri yapılmıştır. Bu görsel, mimarlık ve şehir planlama alanlarında önemli bir ilham kaynağı olmuştur.

1930’lu yıllarda William Gericke tarafından yayımlanan Topraksız Bahçecilik için Eksiksiz Kılavuz adlı eser, topraksız tarımın bilimsel temellerini ortaya koymuştur. Dikey tarım kavramı ise jeolog Gilbert Ellis Bailey tarafından 1915 yılında farklı bir anlam kazanmıştır.

Günümüzde dikey tarım, bitkilerin dikey olarak istiflenmiş katmanlarda yetiştirildiği bir üretim sistemi olarak tanımlanmaktadır. Bu sistem sayesinde su ve besin kullanımı daha verimli hâle gelirken pestisit ve herbisit kullanımı da önemli ölçüde azalmaktadır. Ayrıca geleneksel tarıma kıyasla 9–10 kat daha fazla verim elde edilebilmektedir.

Kontrollü Ortam Tarımı (Controlled Environment Agriculture – CEA), tarımsal üretimin dış çevresel faktörlerden izole edilmiş yapay koşullar altında gerçekleştirildiği modern bir üretim sistemidir. Bu sistemde sıcaklık, nem, ışık şiddeti, karbon dioksit seviyesi ve besin temini gibi tüm çevresel faktörler hassas biçimde kontrol edilmektedir.

2. Kontrollü Ortam Tarımında Uygulanan Üretim Teknikleri

Kontrollü ortam tarımında üç temel üretim tekniği uygulanmaktadır:

Hidroponik Tarım:
Bitkilerin toprak kullanılmadan, besin çözeltisi içeren su ortamında yetiştirildiği üretim yöntemidir.

Akuaponik Tarım:
Balık yetiştiriciliği ile hidroponik tarımın birleşiminden oluşan sistemdir. Balık atıkları bitkiler için doğal besin kaynağı oluşturur.

Aeroponik Tarım:
Bitkilerin köklerinin havada asılı kaldığı ve besin çözeltisinin püskürtme yöntemiyle verildiği üretim tekniğidir. Bu yöntem, geleneksel tarıma göre %95’e kadar daha az su kullanmaktadır.

3. Türkiye İçin Kontrollü Ortam Tarımının Amacı

Türkiye’de dikey tarım uygulamalarının temel amacı; tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamak, verimliliği artırmak ve şehir merkezlerinde modern tarım sistemlerini yaygınlaştırmaktır.

Bu sistem sayesinde;

  • Tarım ve sanayi sektörlerinde üretim verimliliği artırılabilir
  • Yerel organik üretim teşvik edilebilir
  • Tarımsal kayıplar azaltılabilir
  • Su ve enerji tasarrufu sağlanabilir
  • Yeni istihdam alanları oluşturulabilir
  • Gıda güvenliği güçlendirilebilir

Ayrıca bu sistem; üretim, paketleme, depolama, lojistik, pazarlama ve kalite kontrol gibi birçok alanda yeni iş olanakları yaratma potansiyeline sahiptir.

4. Türkiye’de Kontrollü Ortam Tarımı Uygulamaları

Türkiye’de dikey tarım uygulamaları İstanbul, Bursa, Karacabey ve Konya gibi şehirlerde sınırlı ölçüde uygulanmaktadır. Ancak bu uygulamalar henüz beklenen ölçüde yaygınlaşmış değildir.

Türkiye’nin bu alanda dünya ile rekabet edebilmesi için devlet desteklerinin artırılması, üniversitelerde ilgili eğitim programlarının geliştirilmesi ve teknoloji yatırımlarının teşvik edilmesi gerekmektedir.

Örneğin Doğu Anadolu’da yetişen ışkın otu üzerine yapılan araştırmalar, bu bitkinin farmakoloji alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Kontrollü ortam tarımı sayesinde bu tür bitkilerin yıl boyunca üretimi mümkün hâle gelebilir.

5. Türkiye ve Dünyada Kontrollü Ortam Tarımı

Günümüzde dikey tarım teknolojileri özellikle Asya, Avrupa ve Orta Doğu’da hızla gelişmektedir.

Bu alanda öne çıkan ülkeler arasında:

  • Japonya
  • Çin
  • Singapur
  • Güney Kore
  • Almanya
  • Hollanda
  • Birleşik Krallık
  • Birleşik Arap Emirlikleri

yer almaktadır.

Dünya genelinde dikkat çeken dikey tarım şirketleri ise şu şekildedir:

  • AeroFarms
  • CubicFarms
  • Farm66
  • iFarm
  • InFarm

Türkiye’de ise bu sistem henüz gelişim aşamasındadır ve kurumsal altyapının güçlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Sonuç

Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak tarım sektöründe küresel ölçekte yaşanan sorunlarla karşı karşıyadır. Bu nedenle dikey tarım sistemlerinin pilot bölgelerde uygulanması ve zamanla ülke geneline yayılması büyük önem taşımaktadır.

Teknolojik bilgi birikiminin artması, uygulamaların yaygınlaşması ve kurumsal desteklerin güçlendirilmesi sayesinde dikey tarım sistemlerinin maliyetleri zamanla düşecek ve bu sistem Türkiye’nin gıda güvenliği açısından önemli bir alternatif üretim modeli hâline gelecektir.

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Yazar Aslıhan Nakiboğlu

Diğer Yazımız

KUR’AN-I KERİM’ DE SAVAŞ ETİĞİ VE KISAS: ADALETİN TAHSİSİ VE KORUNMASI

Özgür VURAL Bilim Uzmanı İslam düşüncesinde savaş, bir amaç değil; zulmü durdurmak, inanç özgürlüğünü sağlamak …