HACI BEKTAŞ VELİ’NİN MAKALAT’INA DAİR

Prof. Dr. Bilge Kağan ŞAKACI

Uzm. Onur KULAÇ    

Hacı Bektâş-ı Velî, XIII. yüzyılda Anadolu’da yaşamıştır. Son araştırmalarda 1209-1270 yılları arasında yaşadığı kabul edilmektedir. Asıl adının Muhammed olması muhtemel olan Hacı Bektaş’ın hayatı ile ilgili müspet tarihi belgeler azdır (Coşan, 2020: 11; Coşan, 2019a: 66-67; Coşan, 2019b: 70). Kaynağı daima “Velâyetnâme” (Velâyetnâme-i Hacı Bektâş-ı Velî) olan ve menkıbe kitaplarında yer alan söylentilere göre Veli, Nişapur (Horasan) şehrinde doğmuştur. Ailesinin soyu Hz. Ali’ye dayanmaktadır (Coşan, 2019a: 65). 

Kaynaklar bağlamında Veli’nin Ahmet Yesevi’ye bağlı bulunduğunu ve Lokmân-ı Perende isimli bir âlim tarafından yetiştirildiği bilinmektedir. Ahmet Yesevi’den aldığı işaret ile Anadolu’ya gelerek, Sulucakarahöyük (Hacıbektaş) kasabasına yerleşmiştir. Çok sayıda halife-derviş yetiştirmiştir. Onları türlü irşat görevleriyle çevrede görevlendirmiştir (Coşan, 2019c: 125). Yeniçeri Ocağı’nın kuruluşuna (XIV. yüzyıl), Bektaşilik tarikatının kuruluşuna (XVI. yüzyıl) Hacı Bektaş Veli’nin adı karışmaktadır. Diğer taraftan Hacı Bektaş, Yeniçeri Ocağı’nın ve Bektaşiliğin piri olarak kabul edilmektedir (Ocak, 1996: 455). 

Osmanlı Devleti tarihi boyunca Yeniçeri Ocağı’nın kuruluşundaki rolü nedeniyle gücünü muhafaza eden Bektaşilik, gerek birleştirici yapısı (farklı dini inanç ve anlayışları), gerek XVI. yüzyıldan beri devletin resmi olarak tanıdığı tek heterodoks (gayri sünni) tarikat olması, gerekse politik rolleri dolayısıyla araştırılmalara konu yapılan bir tarikat olmuştur (Ocak, 1992: 373). Ölümünden sonra Bektaşi-Alevi Türkler arasında adeta kutsallaştırılan Veli’nin kültür, inanç ve sanat dünyasındaki etkisi halen devam etmektedir (Güngür, 2018: 278-279). Yunus Emre, Hacı Bektaş ve Mevlana hepsi aynı ekolün insanlarıdır (Coşan, 2019c: 132).

Hacı Bektaş-ı Veli’nin olduğu ileri sürülen eserler şunlardır (Ocak, 1996: 457):  

  1. Makalat
  2. Kitâbü’l-Fevâid
  3. Nesâyih-i Hacı Bektâş-ı Velî
  4. Risâle
  5. Tefsîr-i Fâtiha
  6. Şathiyye
  7. Şerh-i Besmele gibi.

Makalat eseri haricindeki eserlerin ona aitliği konusu tartışmalıdır. Makalat’ın Hacı Bektaş Veli’ye aitliği konusunda şüphe bulunmamaktadır (Güzel, 1994: 15). Makâlât tasavvufi bir eserdir. Tarikatla ilgisi bulunanlara kemale ermenin yollarını göstermek hedefiyle yazılmıştır. Makalat “makaleler” demektir. Esere “Kırk Makale” anlamına gelen Makâlât-ı erba’în (bir başka deyişle El- Makâlâtu’l-erba’ûn) adı verilmiştir. Hacı Bektaş’ın bazı konulardaki düşüncelerini bir araya getirdiği bir eserdir. Eserde kimi kısımlarda “Şimdi şu konuda bunu kısaca söylüyorum, ileride anlatacağım.” demektedir. Bu da eserin belirli bir bütünlük ve düzen içinde yazıldığını göstermektedir (Coşan, 2019c: 92-93; Coşkun, 2019e: 169). Makâlât’ın aslının Arapça olduğu bilinmektedir. Sonradan Türkçe’ye tercüme edilmiştir (Yılmaz vd., 2019: 27).  

İleri sürülen fikirler ayet ve hadislerle delillendirilmiş, kolayca anlaşılması için benzetmeler ve temsillere de zaman zaman yer verilmiştir. Bu 40 makamın anlaşılması için baş tarafa giriş niteliğinde insanların yaratılışlarına göre âbid, zâhid, ârif ve muhib olarak dört kısıma bölündüğüne ve bu kısımların ibadet ve arzularının ne olduğunu tasvir eden bir bölüm, en son da gönül (kalp), şeytan ve onun yardımcıları olan kötü huylar ile Hz. Âdem hakkında bir kısım eklenmiştir. Böylece eser 8 bâba ayrılmaktadır: 

  1. Bâb: İnsanların dört kısmı, onların ibadet ve arzuları,
  2. Bâb: Şeriat ve on makamı,
  3. Bâb: Tarikat ve on makamı,
  4. Bâb: Mârifet ve on makamı,
  5. Bâb: Hakikat ve on makamı, 
  6. Bâb: Gönül (kalp),
  7. Bâb: Şeytan ve yardımcısı kötü huylar, 
  8. Bâb: Adem’in yaratılışı, insanoğlunun nitelikleri (Coşkun, 2019c: 93).

Makalat, dört kapı-kırk makam düzeni üzerine yazılmıştır. Bu düzen Yesevi’nin “Fakr-nâme”si ile çok benzerdir. Türk mutasavvıflarının takip ve kabul ettikleri, dört kapı kırk makam anlayışı bir sülük anlayışıdır. Bahsi geçen niteliğinden ötürü Fakr-nâme’nin bir yorumlanması gibidir (Güzel, 1994: 19).

Şeriat kapısında Ahmet Yesevi’nin bahsettiği on makamdan dokuzu Makalat’ta da aynıyla vardır. Tarikat kapısında ise yedi makamı ortaktır. Marifet ve hakikat kapısında ise yedişer makam ortaktır. Diğer üçü ise özde aynı, ancak ifadesi farklı makamlardır. Dört kapıda bahsedilen kırk makamdan otuzu birbiriyle aynılık derecesinde benzerlik göstermektedir. Diğer on tanesi ise yalnızca ifade farkından ibarettir. Bu küçük karşılaştırma Yesevi’nin ve Hacı Bektaş Veli’nin aynı gelenekten geldikleri, aralarında mürşid-mürid ilişkisi olduğunu göstermektedir (Güzel, 1995: 11).

Makalat ve İnsan Çeşitleri

Makalat öncelikle insanı anlatarak başlamaktadır. Hacı Bektaş-ı Veli’ye göre, Allah âdemoğlunu toprak, su, ateş, hava olmak üzere dört çeşit nesneden yarattı ve yine aynı sayıda bölüğe ayırdı. Bu dört güruhun da dört çeşit ibadeti, arzusu ve hali mevcuttur. Onun yarattığı dört güruh insan ise şunlardır: Âbidler, zâhidler, ârifler, muhibler.

1. Âbidler: Âbid kavramı şeriata uyan kişiler için kullanılmaktadır.  Dört nesneden havayı temsil etmektedir. Bunların gece gündüz Hakk’a ibadet ettiği ifade edilmektedir. Şeriatın dünyada helal haram, iyi kötü, temiz pis her şeyi kapsadığı belirtilmektedir. Bu nedenle şeriat kapısının ulu bir kapı olduğu bilinmektedir (Veli, 2020: 15). Bununla ilgili olarak Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: “Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır” (En’am, 59).  Bunların ibadetleri arasında “namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, seferberlik olduğunda savaşa gitmek, cünüplük durumunda guslederek arınmak, nefsî arzularını istemeyip dünyayı terk edip âhireti sevmek” yer almaktadır. Veli’ye göre âbidler avam topluluğudur, halleri birbirlerini incitmektedir. Kibir, kıskançlık, kin besleme, cimrilik ve düşmanlık âbidlerde kalıcı bir huydur (Veli, 2020: 16).

2. Zâhidler: Zâhid, tarikat ehilleri için kullanılan bir tanımdır. Dört nesneden ateşi temsil etmektedir. Bunların ibadeti ise “gece gündüz Allah’ı anmak; her işte Bismillâhirrahmânirrâhim’i söylemek; korku ve ümit arasında bulunmak; âhiret için dünyada kazanç sağlamak”tır. Halleri ilm-i ledündür; bilgi ve anlama yeteneklerinden memnundurlar. Hidayet kapısı zâhidlere henüz açılmamıştır. “Nereden gelip nereye gittiklerini bilmezler.” Kendi çabaları neticesinde bulundukları mertebeye ulaşmışlardır (Veli, 2020: 17-18).

3.Ârifler: Ârif ise mârifet ehli olarak tanımlanmaktadır. Dört nesneden suyu temsil etmektedir. Bu nedenle su gibi arı ve arıtıcı olarak görülmektedir. Âriflerin temiz olması apaçıktır, onlar tekrar aslına dönmektedir. Ârifin gözünde şirk murdardır. Onu içinde tutmaz ve dışarı çıkarmaktadır. Başkalarını da kendisinde olduğu gibi arındırmaktadır. Âriflerin aslı sudan olmasından dolayı içlerinde pis şeyler bulunmamaktadır. Allah âriflerini sever, her şeyin olduğu gibi âriflerin aslı da O’ndandır. Âriflerin ibadeti “hem tefekkürdür hem de dünya ve âhireti terk etmek ve himmet nazarıyla velâyet” beklemektedir. Allah’a yakın olmak, bütün arzularıdır. İçinde bulundukları hâlleri bütün varlığa değişirler. Bundan da bir endişe duymamaktadır (Veli, 2020: 18-20).

4.Muhibler: Muhibler ise hakikat ehli olarak tanımlanmaktadır. Dört nesneden toprağı temsil etmektedir. Muhib, Allah’a boyun eğip O’ndan gelene razı olmaktadır. İbadeti, yalvarış, seyir ve gözlemdir. Arzularına erişmek, “Allah’ı bulmak, kendilerini tamamen kaybetmek ve canlarını muradına eriştirmektir.” Böylelikle halleri biriktirip bir olmaktır.  Muhiplerin üç yerde kazancı vardır (Veli, 2020: 20-22):  a. b. c. Allah’ın varlığında seyir, Allah’a yalvarış, Allah aşkına gözlem “Âbidlerin, zâhidlerin ve âriflerin ibadet, arzu ve hâlleri birbiri nazarında değil, muhiblerin nazarında bir değer kazanır”. Diğer üç insan çeşidi da’va (zâhir) ehliyken, muhibler ise mâna (bâtın) ehlidirler (Veli, 2020: 20-22).

Kaynakça

Coşan, M. E. (2019a). Makâlât. M. E. Coşan içinde, Hacı Bektâş-ı Veli ve Baktâşîlik. İstanbul: Server Yayınları.

Coşan, M. E. (2019b). Hacı Bektaş ve Makâlât’ının Arapça Aslı Hakkında. M. E. Coşan içinde, Hacı Bektâş-ı Velî ve Bektâşîlik. İstanbul: Server Yayınları.

Coşan, M. E. (2019c). Hacı Bektâş-ı Veli ve Makâlât. M. E. Coşan içinde, Hacı Bektâş-ı Veli ve Baktâşîlik. İstanbul: Server Yayınları.

Coşan, M. E. (2020). Makâlât-ı Hacı Bektâş-ı Veli (Sadeleştirilmiş Tam Metin) (2. Baskı b.). (S. N. Yılmaz, Dü.) İstanbul: Server Yayınları.

Güzel, A. (1994). Hacı Bektaş Veli’nin Hayatı ve Eserleri. Birlik-Dirlik Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, (1), s. 15-21.

Güzel, A. (1995). Ahmet Yesevî’nin Fakr-Name’si ile Hacı Bektaş’ın Makâlât’ında Dört Kapı-Kırk Makam Mukayesesi. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, (2), s. 6-12.

Ocak, A. Y. (1992). Bektaşîlik. TDV İslâm Ansiklopedisi, 5, s. 373-379.

Ocak, A. Y. (1996). Hacı Bektâş-ı Velî. TDV İslâm Ansiklopedisi, 14, s. 455-458.

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Yazar bilgekagansakaci

Diğer Yazımız

KUR’AN-I KERİM’ DE SAVAŞ ETİĞİ VE KISAS: ADALETİN TAHSİSİ VE KORUNMASI

Özgür VURAL Bilim Uzmanı İslam düşüncesinde savaş, bir amaç değil; zulmü durdurmak, inanç özgürlüğünü sağlamak …