İRAN-İSRAİL & ABD SAVAŞININ KÜRESEL VE BÖLGESEL ETKİLERİ

Oğuz Taner HACIFAZLIOĞLU

Uluslararası İlişkiler Uzmanı

İran, ABD, İsrail Savaşı geçtiğimiz günlerde başlamış olup, ABD ve İsrail bu savaşa önleyici savaş adını vermektedir. Bu savaşta, İran’da 201 kişinin öldüğü 747 kişini yaralandığı ifade edilmektedir.  Bu savaşın nedeni iki devletin siyasi, ekonomik ve askeri konularda ulusal çıkarlarının çatışmasıdır. Siyasi olarak, İsrail İran’daki rejimi bölgedeki ulusal çıkarları için tehdit olarak görmektedir. İsrail’de İran’ın bölgede izlediği siyasanın Hizbullah ve Haşdi Şabi gibi terör örgütlerine destek verdiğini iddia etmektedir. Bununla beraber, İsrail İran’ın nükleer programı gelişmesini engellemek istemektedir. Bu yüzden, ABD, İran’a ekonomik yaptırımlar uygulamaktadır. ABD’de güçlü olan Yahudi Lobisi, ABD’nin bu bölgedeki ulusal çıkarlarını koruyan politikasını şekillendirmektedir. İran ise İsrail’in bu bölgedeki varlığını bir tehdit olarak görmektedir. İsrail’in bölgedeki askeri saldırılarının olması, özellikle Suriye’de gerçekleştirdiği hava saldırıları ve içerideki muhalif grupları kendi rejimine karşı kışkırtmasını bunun gerekçeleri olarak göstermektedir.

Bu savaşta üç ülkede ulusal çıkarlarını gerçekleştirmek amacıyla hareket etmektedir.  İsrail’in bu savaştaki amaçları, ilk olarak İran’ın rejimin lider kadrosunu ve Devrim Muhafızlarını yok etmektir. Bunu yaparken ABD’den de destek almaktadır. İsrail’in amacı, İran’da bulunan rejimin lider kadrosunu yok ederek iki devletin ulusal çıkarlarını koruyacak olan bir siyasi idareyi İran’da göreve getirmektir. İkinci olarak ise, ekonomik alanda İran’daki petrol şirketlerinin işletmesini ABD’li şirketlere verilmesini istemektedir. İran dünyada petrol rezervleri olan en büyük üçüncü ülkedir. Dünyadaki doğalgaz rezervlerinin ise %16’sı İran’ın elinde bulunmaktadır.  Askeri olarak ise, İran’ın hava savunma sistemlerini ve füze savunma sistemlerini yok etmektir.  İran’daki uranyumun ülke dışına çıkarılmasını istemektedir. ABD’de yapılan müzakerelerde ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başta ılımlı olduğu fakat İsrail’in baskısıyla bu ılımlı tutumundan vazgeçtiği belirtilmektedir. Bununla beraber, İran’ın bölgedeki amacı ise rejiminin devamını sağlamak, ABD ve İsrail’i uzun süreli savaşta yıpratıp bu savaşa bırakmalarını sağlamaktır.

İsrail ve İran arasındaki savaşın başlaması bölgesel ve küresel anlamda siyasi, ekonomik askeri alanlarda olumsuz etkilere sebep olmaktadır.  Bununla beraber İsrail, İran ve ABD arasındaki savaşın bölgesel ve küresel etkileri bulunmaktadır. Siyasi, ekonomik ve askeri açılardan ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bu savaş daha geniş bir alana yayılacaktır. Çünkü bu savaşta bölgesel güçler Proxy War (Vekalet Savaşı) yürütmektedir. ABD ve İsrail, İran’ın içerisindeki muhalif grupları destekleyerek yönetime karşı isyan etmelerini isterken; Rusya ve Çin’de İran’a destek vermektedirler. İran ile füze satışı konusunda anlaşma imzalamışlardır. 

 Siyasi olarak, savaşın yaşanması bölgedeki diplomasinin zarar görmesine devletler arasındaki ilişkilerin zarar görmesine sebep olmaktadır. Bölgedeki devletler arasında müzakerelerin sonuç vermediği görülmektedir. 

Ekonomik olarak, İran Hürmüz Boğazını kapatmıştır. Dünyadaki petrollerin %21’i buradan geçmektedir. Bu olay küresel alanda petrol fiyatlarının yükselmesine sebep olmaktadır. Bu durumun diğer bir sonucu, ABD Başkanı Donald Trump’ın siyasi olarak zarar görmesi sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda, petrolü ithal eden bütün ülkelerin petrolü yüksek fiyattan almasına sebep olmaktadır. Bunun bütün ülkelere küresel çapta günlük 80 milyar dolar gibi ciddi bir etkisi olmaktadır.

Askeri olarak ise, ABD, İran ve İsrail arasında olan bu savaşta askeri kayıpların artmasına neden olmaktadır. Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, İran’ın içerisinde 1979 öncesinde kalma istihbarat elemanlarının olmasıdır. Çünkü, 1979 yılında meydana gelen İran İslam Devrimi’nden önce İran, İsrail ile ittifak yapmıştır. İran Orta Doğu bölgesinde bulunan uçak gemilerini hedef almaktadır. Bunun nedeni, bu uçak gemilerinin en büyük görevi İran’ın atacağı füzeleri havada vurmak ve İsrail’e ulaşmasını önlemektedir. İran dalgalar halinde füze atmaktadır. Böylece, hava savunma sistemlerini yıpratmaya çalışmaktadır.  Bununla beraber, ABD 12 gün savaşlarında füze stoğunun %25’ini harcamıştır. İran, ABD’nin füze stoğunu bitirerek rejimini kurtarmak isterken, ABD ise içerideki muhalif gruplarla ittifak yaparak bu ülkedeki rejimi yıkmak istemektedir.  İran füzeleri hava manevra yaparak hava savunma sistemlerini yanıltmaktadır. Bu durum, İsrail’deki hava savunma sistemi olan Demir Kubbe’nin sorun yaşamasına sebep olmaktadır. Ancak İran’ın güçlü bir hava kuvvetleri bulunmamaktadır. İran Basra Körfezi’ne mayın döşemektedir. Hürmüz Boğazı’nı kapatarak ve Basra Körfezi’ne mayın döşemesi petrol fiyatlarını yükseltecektir. Bu olayda, dünyadaki en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi ve ihracatçısı olan Rusya’nın ulusal çıkarlarına hizmet etmektedir.  ABD ve İsrail önleyici savaş derken, İran’ın daha güçlenmesini önlemek istemektedir.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise, İsrail için büyük bir tehdidi bertaraf ettim diyerek iç siyasette oy kazanmaktadır. İran’ın bir önceki savaştan büyük dersler çıkardığı görülmektedir. ABD ve İsrail hava kuvvetleri açıkta iken, İran hava kuvvetleri açıkta değildir. İran ordusu bir yerde toplanmamaktadır. S300’ler Tahran etrafında koruma görevi yapmaktadır. Savaş uzun zamana yayılırsa rejimin devrilmeyeceği, İran halkının da bu savaşta ülkesinin ulusal çıkarları için birlikte hareket edeceği görüşü önem kazanmaktadır. İran Çin’den süpersonik füzeler almıştır. Elindeki diğer önemli füzelerin menzili 1500 kilometredir. Çin, İran’a uydudan takip ile koordinatlar verirse İran bu füzeleri otuz füze şeklinde uçak gemilerine ve diğer ABD, İsrail hedeflerine karşı kullanabilir. Bu bir veya iki füzenin bu hedeflere ulaşması halinde savaştaki yıkım üç devlet için artması durumunu gündeme getirmektedir.  Çünkü Hürmüz Boğazından geçen enerji kaynaklarının çoğu Çin’e gitmektedir. Çin ABD’yi bu savaş nedeniyle kınamıştır. Rusya ve Çin İran ile füze satışı konusunda anlaşma imzalamışlardır. Anlaşıldığı üzere, . Çünkü bu savaşta bölgesel güçler Proxy War (Vekalet Savaşı) yürütmektedirler. ABD ve İsrail İran’ın içerisindeki muhalif grupları destekleyerek yönetime karşı isyan etmelerini isterken; Rusya ve Çin’de İran’a destek vermektedirler.  Böylece bu savaş daha geniş bir alana yayılacaktır. İsrail tarafından İran’a yapılan hava saldırıları sonucunda, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de aralarında bulunduğu İran’ın çok sayıda üst düzey devlet yetkilisinin öldüğü belirtilmektedir.

İran etrafındaki ülkelerle iyi ilişkiler kurmayarak yalnızlaştı. Bu yüzden, İran’ı etrafındaki hiçbir ülke desteklememektedir. İran’ın bu olaylardan diplomatik alanda çok iyi dersler çıkarması gerekmektedir. Bölgenin önemli aktörlerinden Türkiye ise savaşın müzakereler yapılarak barışla bitmesini istemektedir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan göç riskine dikkat çekmektedir. Çünkü, İran’dan savaş sonucunda Türkiye’ye göç edecek üç milyon insanın göç etmesi sorunu gündeme gelmektedir. Bundan ötürü Milli Savunma Bakanlığı sınır güvenliğini de artırmıştır.

İsrail, İran ve ABD arasındaki savaşın bölgesel ve küresel etkileri bulunmaktadır. Siyasi, ekonomik ve askeri açılardan ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bu savaş daha geniş bir alana yayılacaktır. Çünkü bu savaşta bölgesel güçler Proxy War (Vekalet Savaşı) yürütmektedirler. ABD ve İsrail İran’ın içerisindeki muhalif grupları destekleyerek yönetime karşı isyan etmelerini isterken; Rusya ve Çin’de İran’a destek vermektedirler. İran ile füze satışı konusunda anlaşma imzalamışlardır.   

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Yazar Oğuz Taner Hacıfazlıoğlu

Diğer Yazımız

STRATEJİK DAR GEÇİT: HÜRMÜZ BOĞAZI

Sezayi YAVUZANT Dış Politika Araştırmacısı Giriş Jeopolitik gerilimlerin yeniden tırmandığı bir dönemde Hürmüz Boğazı, uluslararası …