ULUSLARARASI HUKUK VE GÜÇ: KURALLARI YAZANLAR VE UYGULAYANLAR

Alperen ÇİLDİR

ESOGÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans

Uluslararası hukuk, başta devletler arası olmak üzere uluslararası tüm aktörlerin arasındaki ilişkiyi düzenleyen ve bağlayıcılığı olan bir kavramdır. Aktörler arasında düzeni sağlamak, barışı ve güvenliği tesis etmek, iş birliği ve koordinasyonu oluşturmak uluslararası hukukun temel amaçlarından kabul edilir. İçinde farklı alanlara ve bölümlere ayrılan uluslararası hukuk kavramı, genel çerçevede aktörler arası anlaşmalar, gelenekler ve teamüller ile şekillenir. Aynı zamanda çeşitli yargı organlarının kararları da uluslararası hukuku şekillendirir.

Genel tanıma bakıldığında uluslararası hukuk gayet tarafsız, objektif ve eşitlikçi bir kavram olarak nitelendirilmekte ancak diğer bir açıdan da oldukça politize olmuş, karmaşıklaşmış bir yapıdır. Politize olmasının altında birçok sebep yatmakla birlikte güç kavramının uluslararası hukuku nasıl şekillendirdiğini de incelemek gerekmektedir. Güç, farklı tanımları olan ve farklı uygulamalara sahip bir kavramdır. Uluslararası ilişkiler ve siyaset çerçevesine göre ise güç; Robert Dahl’ın da tanımladığı gibi A’nın B üzerindeki üstünlüğü, Morgenthau’nun söylemlerine göre ise uluslararası politikada devletlerin nihai ve gerçek hedefleri olarak tanımlanabilmektedir. Bu tanımlarda asıl olan unsur gücün bir üstünlük kavramı ve hedeflenen nokta olmasıdır. Uluslararası siyaset ve uluslararası hukuk da bu noktada kesişmektedir.

Birleşmiş Milletler Sistemi

Devletler, medeniyetler ve aktörler; ticaret yollarıyla, savaşlarla ve görüşmelerle uzun yıllardır birbiriyle etkileşim halindedir. Uluslararası çapta ilk uluslararası kurumlardan biri olan Milletler Cemiyeti, 1920 yılında 1. Dünya Savaşı’nı kazanan devletlerin öncülüğünde barış ve düzen ortamı sağlamak amacıyla kuruldu. Ancak birçok büyük ve küçük devletlerin cemiyete katılmaması ve alınan kararların uygulanmaması, bu kurumun işlevini yitirmesine ve devamında 2. Dünya Savaşı’na sebep olmuştur. Dünyadaki büyük dönüşüm, bu savaşın ardından Birleşmiş Milletler’in kurulmasıyla başlamıştır. Birleşmiş Milletler; uluslararası barışın inşasını amaçlar, uyuşmazlıkların çözülmesini ve aktörler arasında bir uyumun sağlanması için rol üstlenir. BM sistemi, tüm dünya geneline yayılmış ve 193 üye ülkeye sahip bir düzen halini almıştır. Ancak bu sistemde BM Güvenlik Konseyi haricinde tüm devletleri bağlayıcı karar alabilecek ve düzene etki edebilecek bir mekanizma söz konusu değildir. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimî üyesi ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’tır.

Tüm bu tanımlar kâğıt üzerinde mükemmel olan ancak işleyiş ve uygulamada ciddi sorunların oluştuğu tanımlardır. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuş olan dünya düzeninin bu işleyiş ve uygulamada ciddi sorunlar yaşadığını söylemek örneklerle mümkündür. Özellikle BM Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üyenin veto hakkı, uluslararası barışı tesis etmeye ve düzeni oluşturmaya karşı bir engel teşkil edebilmektedir. Soğuk Savaş yıllarından günümüze kadar büyük güçlerin arasındaki anlaşmazlıklar BM Güvenlik Konseyi’nin işlevsiz kalmasına sebep olmuştur.

Güç: Kuralları Yazanlar ve Uygulayanlar

Güç, devletler arasında çeşitli yollarla kendini göstermektedir. Sert güç, yumuşak güç, akıllı güç ve söylemsel güç; aktörlerin kendilerini kanıtlamak için kullandıkları kavramlardır. Özellikle akıllı güç ve söylemsel güç; devletlerin eylemlerini etkilemek, birbirleri üzerinde güç ilişkisi kurabilmek ve manipüle etmek amacıyla kullanılabilmektedir. Günümüzde büyük güçler de diğer devletlere yönelik bu tür güç unsurlarını kullanmaktadır. Manipülasyon, diplomasi ve ekonomik unsurlar devletlerin kararlarını etkileyebilmektedir. ABD ve SSCB’nin Soğuk Savaş yıllarında uyguladığı vekalet savaşları dönemi, son yıllara yaklaşıldığında Ortadoğu ve Ukrayna’da süregelen savaş ortamı, Afrika, Filistin ve Doğu Türkistan’daki insanlık dramları; uygulanmakta olan gücün ve etkisinin ne denli büyük olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu sorunlar şu anda uluslararası barışı sağlama ve düzen oluşturma çabasında olan sistemde bile henüz çözüm bulamamış ve kısa vadede de bulamayacak gibi görünmektedir.

Filistin’deki insanlık dramı ve yaşam mücadelesi, Doğu Türkistan’daki soykırım, Sudan’daki iç savaş ve Ortadoğu’daki sayısız terör faaliyetleri; kendisini uluslararası barışı sağlamakla görevlendiren Birleşmiş Milletler tarafından bile çözülememektedir. Birçok bölgede barışı koruma operasyonu yapılmış, müdahale gerçekleştirilmiş ve gözetim oluşturulmuş olsa da yaptırım gücünün eksikliği, bu saymakla bitmeyen problemlerin çözülmesini zorlaştırmıştır. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri ve veto hakları dolayısıyla İsrail gibi bir küresel tehdide yönelik uluslararası bir yaptırım uygulanamamakta, bağlayıcı ve sınırlayıcı kararlar alınamamaktadır. Doğu Türkistan’daki insanlık dışı uygulamalara karşı hiçbir uygulama, yaptırım ve karar alınamamaktadır. Filistin ve Doğu Türkistan’daki insanların da tek isteği olan barış ve huzur, Birleşmiş Milletler’in kuruluş amacındaki barış ve huzur anlayışıyla aynı anlama geldiğine göre burada belirli devletlerin gücü, lobisi ve etkisinden söz etmemek mümkün değildir. 1945 yılında kuralları koyan ülkeler günümüzde de kuralları kendi çıkarlarına göre kullanarak şekillendirebilmektedir. Bu noktada güçlü olan ülkeler, BM Güvenlik Konseyi kararlarını da etkileyerek yaptırım gücünü engelleyebilmektedir. Güçlü olan ülkeler, çıkan savaşlar ve çatışmalarda belirli çıkar gruplarını destekleyerek kendilerine bir pay oluşturmaya çalışabilmektedir.

Son yıllarda BM yapısının değiştirilmesi ve reform çalışmaları tartışılıyor olsa da henüz bir adım atılmamıştır. BM Genel Sekreteri Guterres, Eylül 2025’te düzenlediği basın toplantısında BM’nin yapısının günümüz dünyasına uymadığını ve değişmesi gerektiğini; meşruiyet ve verimlilik sorunlarının oluştuğunu vurgulamıştır. Bunun haricinde Guterres’in BM Güvenlik Konseyi reformuna yönelik destekleyici söylemleri bulunmaktadır. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da sürekli dile getirilen “Dünya Beşten Büyüktür” söylemi, BM Güvenlik Konseyi’nin yapısına dair önemli bir eleştiri olmaktadır. Sonuç olarak tüm bu problemlerin çözülmesi devletlerin çıkar ve güç çatışması ekseninde kaybolmakta ve dünya üzerindeki barış, güvenlik ve huzur isteyen milyonlarca insanın sesi duyulamamaktadır. Bu bağlamda BM’nin düzen ve yapısı günümüz dünya koşulları değerlendirilerek yeniden yapılandırılmalı ve dünyanın ihtiyaçlarına, problemlerine kulak verilmelidir.

Kaynakça

Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/bmde-reform-tartismalari-bmnin-gelecegi-ne-olacak/3696001 Erişim: 07.12.2025

Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/bm-genel-sekreteri-guterres-bm-guvenlik-konseyinde-acil-reform-yapilmasi-gerektigini-belirtti/3725988 Erişim: 08.12.2025

Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/guterres-bm-guvenlik-konseyinin-yapisinin-bugunun-dunyasina-uymadigini-soyledi/3689854 Erişim: 08.12.2025

Guzzini, S. (2020). Embrace IR Anxieties (or, Morgenthau’s Approach to Power, and the Challenge of Combining the Three Domains of IR Theorizing), International Studies Review, 22(2), 268-288

Kadercan, B, Güç. Şaban Kardaş ve Ali Balcı (der.), Uluslararası İlişkilere Giriş, İstanbul, Küre Yayınları, 2020

Kodaman, T., & Hacıbektaşoğlu, A. (2022). Uluslararası İlişkilerde Güç Olgusu: Sert ve Yumuşak Güç. Hakkari Review, 6(2), 95-122.

Kutlu, İ. (2018). Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Reform Tartışmaları. Bilge Strateji, 10(19), 177-200.

The Concept of Power by Robert A. Dahl — A Summary https://cluelesspoliticalscientist.wordpress.com/2018/12/12/the-concept-of-power-by-robert-a-dahl-a-summary/ Erişim: 07.12.2025

Fotoğraf: https://www.gurses.av.tr/uluslararasi-hukuk-nedir/

Yazar Alperen Çildir

Diğer Yazımız

NORM ÇÖKÜŞÜ: KÜRESEL DÜZENİN DAĞILIŞI

Hasan BİRGÜL Dış Politika Araştırmacısı Küresel siyasette son dönemde yaşananlar, artık tek tek krizlerle açıklanamayacak …