
Küresel siyasetin nabzı artık yalnızca Washington, Moskova ya da Pekin’de atmamaktadır; Güney Kafkasya’nın dağlık coğrafyası, küresel dengelerin yeni satranç tahtasına dönüşmüş durumdadır. Bu satranç tahtasının tam ortasında ise Zengezur Koridoru yer alıyor. Azerbaycan’ı Nahçıvan üzerinden Türkiye’ye bağlayacak bu hattın önemi, sadece bölgesel bir ulaşım meselesi olmaktan çok daha ötedir. Enerji hatlarından ticaret yollarına, jeopolitik dengelerden güvenlik stratejilerine kadar uzanan geniş bir spektrumda koridor, büyük güçlerin hesaplarını yeniden şekillendiriyor.
Amerika Birleşik Devletleri, uzun süredir bölgeye yalnızca enerji güvenliği perspektifinden bakıyordu, ancak Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin’in Kuşak-Yol Girişimi’nin hız kazanmasıyla Washington’un Güney Kafkasya’ya ilgisi artmış, Zengezur Koridoru da bu yeni ilginin merkezi haline gelmiştir.
■ Peki, ABD bu koridor üzerinden Rusya ve Çin’i nasıl dengelemeye çalışıyor?
■ Bölge ülkelerinin manevra alanı nedir?
Tarihsel Arka Plan: Osmanlı-Rus Rekabetinden Sovyet Sonrasına
Güney Kafkasya tarihi, büyük güçlerin rekabetiyle şekillenmiştir. Osmanlı İmparatorluğu ile Çarlık Rusyası arasında geçen yüzyıllar süren mücadele, bölgenin stratejik önemini kanıtlamıştı. 19. yüzyılda Rusya’nın bölgeyi tamamen kontrol altına alması, Osmanlı’nın Anadolu’ya sıkışmasına yol açmıştı.
Sovyetler Birliği döneminde Kafkasya, Moskova’nın güvenlik kuşağı olarak görüldü. Ancak 1991’de Sovyetler çöktüğünde, bölge bağımsız üç cumhuriyetin (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan) kontrolüne geçti. Bu yeni tablo, ABD’nin bölgeye ilgisinin başlangıç noktası oldu. 1990’larda Washington, Hazar Denizi enerji kaynaklarını Batı pazarlarına ulaştırmak için Bakü-Tiflis-Ceyhan hattına öncülük etti. Bu hamle, Rusya’yı baypas etme girişimi olarak tarihe geçti.
Bugün ise benzer bir tartışma Zengezur Koridoru etrafında dönüyor. Çünkü bu koridorun açılması, yalnızca Azerbaycan ile Türkiye’yi değil; Orta Asya’yı da Avrupa’ya bağlayacak stratejik bir kapı anlamına geliyor.
ABD’nin Stratejik Hedefleri
Amerika Birleşik Devletleri’nin Zengezur Koridoru’na ilgisi, üç ana başlıkta özetlenebilir:
→ Enerji Güvenliği: Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığını azaltma süreci, ABD için büyük bir fırsattır. Azerbaycan’ın enerji kaynakları bu noktada önemlidir. Zengezur Koridoru, enerji hatlarının güvenli taşınması için alternatif bir rota sunabilir.
→ Rusya’yı Dengeleme: Moskova, Güney Kafkasya’daki askeri varlığıyla bölgeyi kontrol altında tutmak istiyor. ABD için Zengezur Koridoru, Rusya’nın bölgesel hegemonyasını kırmanın yollarından biridir.
→ Çin’i Sınırlama: Pekin’in Kuşak-Yol Girişimi kapsamında Orta Asya ve Kafkasya’ya yaptığı yatırımlar, Washington’un dikkatini çekiyor. Zengezur Koridoru, Çin’in batıya açılımını sınırlayacak bir jeopolitik engel olarak görülüyor.
Rusya ve Çin’in Bölgedeki Araçları
Rusya, Güney Kafkasya’da “sert güç” unsurlarıyla öne çıkıyor. Ermenistan’da bulunan askeri üsleri, Karabağ ateşkesindeki barış gücü varlığı ve KGAÖ (Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) üzerinden yürüttüğü askeri ittifak sistemi, Moskova’nın elindeki başlıca kartlardır.
Çin ise daha farklı bir strateji izliyor: “yumuşak güç” ve ekonomi odaklıdır. Kuşak-Yol Girişimi çerçevesinde Gürcistan limanlarından başlayarak Orta Asya’ya uzanan ticaret hatları, Pekin’in bölgedeki nüfuzunu artırıyor, Çin, sessiz ama derinden ilerliyor.
ABD’nin bu iki aktöre karşı yapmaya çalıştığı ise “denge politikasıdır”. Askeri olarak doğrudan varlık göstermeyen Washington, diplomasi, enerji işbirliği ve Batı ile entegrasyon projeleriyle bölgeyi şekillendirmek istiyor.
Türkiye ve İran’ın Rolleri
Türkiye, Zengezur Koridoru tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Çünkü bu hat, Ankara için “Türk dünyasının entegrasyonu” anlamına geliyor. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bir Türk koridoru, hem ekonomik hem de jeopolitik bir güç çarpanı olacaktır.
İran ise koridorun açılmasına temkinli yaklaşıyor. Tahran, bu hattın kendi kuzey-güney ticaret yollarını devre dışı bırakmasından endişe ediyor. Ayrıca, Türk dünyasının güçlenmesi İran’ın jeopolitik hesaplarını zora sokuyor. Bu nedenle İran, ABD ve Batı karşıtlığı üzerinden Rusya ve Çin’le yakın durmayı tercih edebiliyor.
Avrupa Birliği’nin Koridor Algısı
AB, Güney Kafkasya’ya ABD kadar stratejik gözle bakmasa da enerji güvenliği açısından bölgeyi önemli buluyor. Zengezur Koridoru, AB için Azerbaycan doğalgazına daha kolay ulaşım demektir. Ancak AB’nin temel farkı şu: Washington gibi Çin’i dengelemeye değil, Rusya’ya bağımlılığı azaltmaya odaklanıyor.
Bu nedenle Brüksel, koridor meselesinde ABD ile kısmen uyumlu ama aynı derecede agresif olmayan bir politika izliyor.
Olası Gelecek Senaryoları
Zengezur Koridoru’nun geleceği, bölgesel dengelere bağlı olarak farklı senaryolara açıktır:
● Koridor Açılırsa: Türkiye-Azerbaycan hattı güçlenir, Orta Asya ile Avrupa arasında yeni bir ticaret kapısı oluşur. ABD ve AB, bu gelişmeden fayda sağlar. Rusya ve İran ise güç kaybeder.
● Koridor Açılmazsa: Mevcut statüko devam eder. Çin’in Kuşak-Yol Girişimi bölgedeki tek alternatif haline gelir. ABD’nin stratejisi zayıflar.
● Hibrit Çatışmalar: Koridor üzerindeki belirsizlik, hibrit savaş yöntemleriyle (siber saldırılar, propaganda, ekonomik baskı) bölgeyi yeni bir rekabet alanına dönüştürebilir.
Genel Değerlendirme: ABD’nin Büyük Stratejisi
Zengezur Koridoru, yalnızca Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki bir geçiş hattı değildir. Bu dar geçit, aslında küresel güçlerin stratejik manevralarını test ettiği bir laboratuvar işlevi görmektedir. ABD açısından koridor, üç temel eksende kritik bir araçtır:
- Rusya’nın askeri nüfuzunu sınırlamak: Moskova, Güney Kafkasya’da uzun yıllardır tek hâkim güç olarak konumlanmıştır. Karabağ çatışmaları ve Ermenistan üzerindeki askeri varlığı, Rusya’nın bölgedeki dengeyi tek taraflı biçimde kontrol etmesini sağlamaktadır. ABD, Zengezur Koridoru aracılığıyla bu tekçiliği kırmayı hedeflemektedir. Koridorun açılması, Rusya’nın lojistik ve ekonomik baskı araçlarını sınırlayacak, bölgesel güvenlik dengelerini Washington lehine değiştirecektir.
- Çin’in ekonomik açılımını frenlemek: Pekin’in Kuşak-Yol Girişimi çerçevesinde Türkistan (Orta Asya) ve Kafkasya üzerinden Avrupa’ya ulaşımını genişletmesi, ABD’nin stratejik hesaplarında risk oluşturuyor. Zengezur Koridoru, Çin’in bölgedeki altyapı ve ticaret yatırımlarını kısmen gölgeleyerek, Washington’un ekonomik etki alanını güçlendirecek bir araçtır.
- Bölgesel aktörlerle yeni ittifaklar oluşturmak: Türkiye, koridorun kilit aktörü olarak hem ABD hem de Avrupa için stratejik bir köprü işlevi görmektedir. Ankara’nın koridor üzerindeki rolü, sadece transit güzergah sağlamaktan öte, bölgesel diplomasi ve ekonomik iş birliklerinde belirleyici olmaktadır. İran’ın temkinli yaklaşımı ve Avrupa Birliği’nin enerji güvenliği odaklı tutumu, koridorun açılması veya tıkanması senaryolarını doğrudan etkilemektedir.
ABD’nin Zengezur stratejisi, sadece bölgeyi şekillendirmekle kalmıyor; uzun vadede küresel güç dengesini etkileyecek bir model sunuyor. Bu strateji, Rusya’nın geleneksel nüfuz alanlarını parçalayarak Batı yanlısı bir etki kuşağı yaratmayı, Çin’in ekonomik yayılmasını dengelemeyi ve Türkiye ile Azerbaycan üzerinden yeni ittifak ağları kurmayı hedeflemektedir.
Bölgede yaşanacak gelişmeler, yalnızca siyasi ve ekonomik dengeleri değiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda enerji ve ulaşım koridorlarının kontrolünü de Washington lehine yeniden şekillendirecektir. Koridorun açılması durumunda bölgesel ekonomi canlanacak, lojistik hatlar çeşitlenecek ve ABD-Avrupa ekseninde yeni bir güvenlik mimarisi ortaya çıkacaktır.
Öte yandan, koridorun açılmaması veya çatışmalarla tıkanması, Rusya ve Çin’in bölgedeki etkilerini pekiştirecek ve ABD’nin stratejik hedeflerini sınırlayacaktır. Bu durum, Güney Kafkasya’yı yalnızca bölgesel bir mesele olmaktan çıkarıp, küresel güç rekabetinin merkezlerinden biri haline getirecektir.
Sonuç olarak, Zengezur Koridoru, dar bir vadiden çok daha fazlasıdır: Küresel siyasetin geniş ufuklarını şekillendirecek bir jeopolitik kavşak, büyük güçlerin stratejik hesaplarını test ettiği bir laboratuvar ve bölge ülkeleri için hem fırsat hem de riskler barındıran kritik bir geçiş noktasıdır. ABD’nin burada uygulayacağı politika, önümüzdeki on yıllarda sadece Güney Kafkasya’yı değil, daha geniş bir coğrafyada güç dengelerini belirleyecek temel bir araç olacaktır.
POLSAM | POLİTİK STRATEJİLER ARAŞTIRMA MERKEZİ